2025 Bitti: Kazandıklarımızla Değil, Kazanamadıklarımızla Yüzleşme Vakti

Takvim yaprakları acımasız bir disiplinle dökülmeye devam ediyor. Yılın son günlerine, o meşhur “bitiş çizgisine” geldik. Çoğu insan şu an kutlama hazırlıkları yapıyor, yeni yıl kararları listesi hazırlıyor ya da geçen zamanın hızı karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor. Ancak biz, hayatı bir satranç tahtası veya bir strateji haritası gibi okuyanlar için durum biraz daha farklı.


Benim için 2025 bitti. Artık savunma hatlarını tutmanın, kaybedilmiş mevziler için inat etmenin bir anlamı yok. Çünkü bir liderin –bu kendi hayatınızın lideri olsanız bile– öğrenmesi gereken en zor ders şudur: Bazen filonun geri kalanını korumak için, gururunuzu bir kenara bırakıp limana dönmeniz gerekir.


Savaşın Bilançosu: Zaferler mi, Boşluklar mı?


Genellikle yıl sonu değerlendirmeleri “Neleri başardım?” sorusuyla başlar. Diplomalar, sertifikalar, kazanılan paralar, gezilen yerler… Bunlar vitrindir. Ancak gerçek strateji, vitrine değil, depoya bakmayı gerektirir.


Ben bu yılın muhasebesini yaparken şu cümleyi kuruyorum: “Savaş, kazandıklarımla değil, kazanamadıklarımla ilgili.”


2025’te neleri hedeflediniz ama vuramadınız? Hangi ilişkiler, hangi projeler, hangi hayaller “menzilde” olmasına rağmen ıskalandı? İnsanı büyüten şey, kazandığı zaferlerin sarhoşluğu değil; kaybettiği savaşların bıraktığı o buruk tattır. Bu yıl kazanamadıklarınız, aslında 2026’daki potansiyelinizin sınırlarını çizen haritalardır. Onlardan korkmayın, onları yok saymayın. Sadece kabul edin.


Geri Çekilmek Bir Yenilgi Değildir


Modern dünyada bize sürekli “asla pes etme”, “sonuna kadar git” deniliyor. Bu, romantik ama tehlikeli bir tavsiyedir. Bir amiral, fırtınanın ortasında gemisini batıracağını bile bile okyanusta tutmaz. Onu güvenli bir limana çeker, hasar tespiti yapar, tamir eder ve bir sonraki fırtınaya daha güçlü hazırlar.


Eğer 2025 sizi yorduysa, hedeflerinizin gerisinde kaldıysanız ve zihniniz bir savaş alanı gibi darmadağınsa; durun.
Bu son günlerde, kaybedilmiş bir yılı kurtarmaya çalışmak (filoyu riske atmak) yerine, kendinizi, yani “Varlık Gösteren Filonuzu” korumaya alın. Çünkü 2026’da size lazım olacak en büyük kaynak, yine kendinizsiniz. Yorgun bir zihinle, tükenmiş bir ruhla yeni bir yıla girilmez.


Son Taarruz: “Hiryu” Ruhu


Ancak…
Geri çekilmek demek, sessizce silinip gitmek demek değildir. Tarihte bazı anlar vardır ki, her şeyin bittiği sanılan noktada son bir hamle yapılır.


2025’in kapısını kapatmadan önce, kendinize şu soruyu sorun: “Elimde kalan son barutla vurabileceğim, en anlamlı hedef ne?”


Belki aylardır ertelediğiniz o zor konuşma. Belki bitmesi gereken o proje taslağı. Belki de sadece kendinize itiraf etmeniz gereken bir gerçek. Yılın geri kalan 5-6 gününü, bütün bir yılı kurtarmak için değil; ama yılı onurlu bir şekilde kapatmak için kullanın. Tek bir hedef seçin. Tek bir odak noktası. Ve ona, elinizdeki tüm konsantrasyonla son bir kez yüklenin.


Sonuç ne olursa olsun –kazansanız da kaybetseniz de– 31 Aralık gecesi o masadan kalktığınızda şunu diyebilmelisiniz: “Elimden geleni yaptım, son sortimi gerçekleştirdim ve şimdi dinlenmeye çekiliyorum.”


2026’ya Mektup


Gelecek yıl bize altın tepside sunulmayacak. Enflasyon, zorluklar, belirsizlikler ve kişisel krizler orada bizi bekliyor olacak. Ama biz de eli boş gitmiyoruz. 2025’in “kazanılamayanlarından” aldığımız derslerle, onarılmış bir iradeyle ve daha keskin bir stratejiyle gidiyoruz.


Gururunuzu korumak için kendinizi heba etmeyin. Ama onurunuzu korumak için, potansiyelinizin peşini de bırakmayın.


2025 bitti. Geçmiş olsun.
Şimdi filoyu limana çekme, yaraları sarma ve ufukta beliren 2026’ya soğukkanlı bir bakış atma zamanı.


Görüşmek üzere.

Yorum yapın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.