Size sorulmasından nefret ettiğiniz soru nedir? Açıklayın.
WordPress Jetpack’in karşıma çıkardığı soru önerilerinde gezinirken şu soruyla göz göze geldim: “Size sorulmasından nefret ettiğiniz soru nedir?” Bunu hiç düşünmeden cevaplayabilirim. Hayatım boyunca, özellikle de hedeflerimi şekillendirmeye başladığım günden beri duymaktan en çok yorulduğum ve içten içe nefret ettiğim o soru şudur: “Bu kadar kasmaya, bu kadar katı bir disiplinle yaşamaya gerçekten gerek var mı?”
Bunun varyasyonları da var tabii. “Alt tarafı iki yıllık Sosyal Güvenlik okuyorsun, hedeflerin fazla uçuk değil mi?” veya “Neden her şeyi bu kadar büyük bir stratejiyle planlıyorsun, biraz akışına bıraksana?” gibi…
Bu soruları duymaktan nefret ediyorum çünkü bana soruyu soran kişinin vizyonunun bittiği yeri gösteriyor. İnsanlar genellikle sadece “şu anı” ve “görüneni” değerlendirme eğilimindedir. Aksaray’da MYO sıralarında oturan bir öğrenci gördüklerinde, hikayenin sadece bundan ibaret olduğunu sanıyorlar. DGS ile Kamu Yönetimi lisansına geçiş yapacak, ardından yüksek lisans ve doktora ile o temeli betonlaştıracak ve en nihayetinde SGK Genel Müdürü olarak o kurumu baştan aşağı reforme edecek o büyük tabloyu göremiyorlar.
Benim için hayat, rastlantılara bırakılamayacak kadar ciddi bir satranç tahtası. Tarihe baktığınızda, o çok hayranlık duyduğum Alman ve Japon disiplininin ardında hep aynı sarsılmaz iradeyi görürsünüz: Hedefe kilitlenmek ve o hedef için gereken bedeli, gerekirse uykundan feragat ederek, tavizsiz bir sistemle ödemek. Güç, ancak onu hak edecek kadar stratejik düşünenlerin ve duygularını kontrol edebilenlerin eline geçer. Kendi içimde kurduğum ve uyguladığım sistemlerin, prensiplerin bir amacı var.
Bana “ne gerek var” diye soranlar, sıradanlığın konfor alanına sıkışmış olanlardır. Onlar, büyük bir vizyonu inşa etmenin terini ve yalnızlığını anlayamazlar. Bir kurumu yönetmek, devasa bir sorumluluk almak ve gerçekten kalıcı bir iz bırakmak istiyorsanız, hayatınızı sıradan insanların beklentilerine göre yaşayamazsınız.
O yüzden, evet; bu kadar disipline, bu kadar okumaya, planlamaya ve o “katı” dediğiniz düzene sonuna kadar gerek var. Çünkü ben, başkalarının “imkansız” ya da “gereksiz” gördüğü o yolda, adımlarımı çoktan planladım.



Bir yanıt yazın